<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9359397&amp;blogName=Bitkisel+Hayat&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fbitkiselhayat.blogspot.com%2F&amp;blogLocale=tr_TR&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fbitkiselhayat.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div> <!-- --><div id="b-navbar"><a href="http://www.blogger.com/" id="b-logo" title="Go to Blogger.com"> <img src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/logobar.gif" alt="Blogger" width="80" height="24" /></a><form id="b-search" action="http://www.google.com/search"> <div id="b-more"><a href="http://www.blogger.com/" id="b-getorpost"> <img src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/btn_getblog.gif" alt="Get your own blog" width="112" height="15" /> </a><a href="http://www.blogger.com/redirect/next_blog.pyra?navBar=true" id="b-next"> <img src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/btn_nextblog.gif" alt="Next blog" width="72" height="15" /> </a></div><div id="b-this"><input type="text" id="b-query" name="q" /><input type="hidden" name="ie" value="ISO-8859-9" /> <input type="hidden" name="sitesearch" value="bitkiselhayat.blogspot.com" /> <input type="image" src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/btn_search.gif" alt="Search" value="Search" id="b-searchbtn" title="Search this blog with Google" /> <a href="javascript:BlogThis();" id="b-blogthis">BlogThis!</a></div></form></div><script type="text/javascript"><!-- function BlogThis() {Q='';x=document;y=window;if(x.selection) {Q=x.selection.createRange().text;} else if (y.getSelection) { Q=y.getSelection();} else if (x.getSelection) { Q=x.getSelection();}popw = y.open('http://www.blogger.com/blog_this.pyra?t=' + escape(Q) + '&u=' + escape(location.href) + '&n=' + e scape(document.title),'bloggerForm','scrollbars=no,width=475,height=300,top=175,left=75,status=yes,resizable=yes');void(0);} --></script><div id="space-for-ie"> </div>

Pazartesi, Kasım 24, 2008

Uzun zaman olmuş.

7 itiraz var

Blogger indis lúinwë diyor ki...

olmuş ama bu posta hiçbir itirazımız yok efendim =)

24 Kasım 2008 Pazartesi 13:46  
Blogger Donna Quijote diyor ki...

coook uzun zaman olmus...

24 Kasım 2008 Pazartesi 15:08  
Blogger g a i a diyor ki...

olmasaymış
olmuş
olmasın?

25 Kasım 2008 Salı 01:57  
Blogger Suleyman Ve Ben diyor ki...

Merhaba Bitkisel Hayat,

Cok haklisin - uzun zaman...

Ben cok yeni kelimeler ogrendim Turkce'de :)

Senden ne haber? Nasilsin?

Yazi bekliyoruz lutfen :)

Gorusuruz,
Suleyman.

03 Aralık 2008 Çarşamba 02:32  
Blogger selc diyor ki...

hadi bakalim.

09 Aralık 2008 Salı 00:19  
Blogger mina diyor ki...

nedenini bilemdiğim bir şekilde bu site bana yakın gelmişti.
sonra ara sıra bakmama rağmen yeni ayzılar grmdm inşallah daha ihmal etmezsin blogunu ya da kapa gitsin işte

06 Ocak 2009 Salı 18:41  
Blogger deniz diyor ki...

ee "uzun zaman" bitmedi mi? (:

24 Şubat 2009 Salı 02:40  

Yorum Gönder

Kapat

Perşembe, Ağustos 23, 2007

Büyüyünce anlarsın diye birşey var çocuklara söylenir hani.Bana da büyüklerim tarafından birçok kez söylenmiştir mesela.O zamanlar tamam diyordum yaşım küçük madem, varayım anlamayayım nasıl olsa büyüyünce anlarım.Şimdi bakıyorum da hala bişey anlamış değilim.Bende bir anormallik yoksa eğer demek ki ben küçükken büyük olanlar da kendileri küçükken büyüklerinden duydukları bu söz üstüne bişey anlamamış ve kendileri büyüdükten sonra kendilerinden küçüklere bu sözü söyleye gelmişler ki birşey anlamadıkları anlaşılmasın.Yani en nihayetinde kimse bişey anlamamış ama anlaşılması pek mühim birşey varmışta çok kıymetli bir hazineymişte,illa belli bi yaşa,kemale ermeden anlaşılamıyormuş gibi davranıyormuş.Bilmiyorsanız bilmiyorum deyin,niye olaya gizem katmaya çalışıyorsunuz.Şimdi anlatsam da anlamazsın,çünkü henüz buna hazır değilsin.Hazır olduğunda bunu içinde hissedeceksin ve diyeceksin ki "ulaaaaan anladım valla".Kulağa saçma geliyor haklısınız.

13 itiraz var

Blogger unfortunately diyor ki...

ben de tam "nerelerdesin" demek için gelmiştim ki, gerek kalmadı :)

ben de hiç bir zaman "büyüyünce anlarsın" cümlesiyle konuştuğum durumları anlayamadım.. anladıysam da anladığımı hissetmedim.. aradan yıllar geçmiş, konuyu hatırlayamıyorum ki anlayayım..

velhasıl: hayatı da konuları da ertelememek lazım..

23 Ağustos 2007 Perşembe 17:39  
Blogger gosoblongo diyor ki...

İşiyle eşi arasında seçim yapmak zorunda kalan birisi 10 yaşındaki bi çocuğa bunun ne kadar zor olduğu heralde anlatamaz.
Mutlaka o yaştaki çocuğun aklında bişeyler oluşturur ancak bazı olaylar yaşanmadan anlaşılmaz bu bi gerçek.
Askerlik yapanlarımız bilir istediğin kadar anlatanın olsun yaşaman gereken bişey olduğunu orada anlarsın ve o zaman bu söze biraz hak verirsin.
tabi büyüyünce anlarsın diyerek kesip anlatmak da gerekiyor demek değil bemim söylediklerim yani konuyu ertelemene de gerek yok anlatabildiğini anlat..
yaşaması gereken şeye faydalı olacaktır mutlaka :)

27 Ağustos 2007 Pazartesi 01:14  
Blogger Zythum diyor ki...

"Simülasyon Teorisi"nin Geleneksel - Kültürel Kökleri :)

30 Ağustos 2007 Perşembe 11:13  
Blogger NoktasizvirguL diyor ki...

Hayatım boyunca filozofların cevapsız soruların cevabını araması gibi bu büyüyünce anlaşıacak şeyi anlamaya çalıştım. Elime de hiç bir cevap geçmedi. Ama senin teorin beni rahatlattı, bu sıcak günde içime serin sular... Neydi ya o laf, herneyse...

Güzel tesbit...

09 Eylül 2007 Pazar 22:02  
Blogger Erol diyor ki...

bitkisel, bi çiziktir be abi blogu, ne bileyim bi virgül yaz, üç nokta koy, ama yaz işte. sonra spamci eşşekler basmasın blogu.

selamlar.

01 Kasım 2007 Perşembe 18:47  
Blogger ilber diyor ki...

itirazım bu blogda altı aydır yazı olmamasına.

07 Ocak 2008 Pazartesi 19:32  
Blogger deniz diyor ki...

büyüdüm mü bilmiyorum ama ben de hala anlamış değilim, ne o zaman merak ettiğim şeyleri ne de şimdiki halimi. büyümek istemiyorum ben.

19 Ocak 2008 Cumartesi 16:36  
Blogger biyolocik ve psikolocik deli diyor ki...

Yorum adı yaratıcı.
Sırf "İtirazım var" demek için buradayım.
Ama neye ve neden itiraz?
İşte onu bilmiyom.
Gözlerim dayanacağı kadar bi okuyayım da seni hele sonra veririm dilekçeyi.

Bu siyah zemini neden kullanırsınız ki be çocuuum .Pıfff.

Hah buldum:
Bloglarda siyah zemin kullanılmasına itirazım var.
Çiçekli böcekli barbi pembeli de olsun demiyorum ama neden siyah baba:?

19 Mart 2008 Çarşamba 09:23  
Blogger Geveze Kalem diyor ki...

Bitkisel yaşamla ilgili bir şey araştırırken düştü yolum buraya. Yani bitkilerle ilgili olan değil, hani ölümle anılan bitkisel yaşam. (Bu bardağın boş tarafı oldu sanırım, değiştiriyorum; hayata tutunmayla anılan bitkisel yaşam.)
Yazılarınız araştırmamı epey sekteye uğrattı, dağılıp kaldım satır aralarında. Keyifle geçen okuma sürecinden sonra yazmadan edemedim; Neden daha sık yazmıyorsunuz?
Sanırım uzun bir süre güncelinizi yoklayacağım.
Sevgiler...

18 Nisan 2008 Cuma 22:53  
Blogger TugCe diyor ki...

Kimsenin bi sey anladigi yok, belki cikar da birisi anlar diye boyle sacmalamaya devam ediyorlar sanki.

01 Mayıs 2008 Perşembe 06:21  
Blogger g a i a diyor ki...

tam bir yıl olmuş sen yazmayalı buraya..
kumraladamavituna okuyorum zaten yine kafam bozuk.
sağlıcakla

23 Ağustos 2008 Cumartesi 14:00  
Blogger e diyor ki...

Evet bir hayli olmuş.Çok yoğun bir dönem her anlamda,kaçırdığım herşeye yetişme çabası.Sonuç başarılı mı ? Evet.Ne güzel,mutluyum lan.Ha yazdım ha yazıcam.

26 Ağustos 2008 Salı 01:12  
Blogger g a i a diyor ki...

hobaa. sen o? sen? :s
e yaz o zaman artık. otobüsleri buzdolaplarını kumandaları :]]

30 Ağustos 2008 Cumartesi 13:02  

Yorum Gönder

Kapat

Çarşamba, Temmuz 11, 2007

Aslına bakarsanız soruların uzağında tam ortasındayım.Sorular cevap aslında bunu görmemiz gerek.

Sanki farklı bir lisan konuşuyorlarmış gibi geliyor bazen.Boş bakıyorum yüzlerine, farkındayım ama onlar benim onları anlamadığımın ve anlıyormuş gibi yaptığımın farkında değiller.Zeki biri sayılmam ama bunu iyi beceriyorum galiba. Turnike diye bir yarışma vardı bir vakit kulaklığında bangır bangır müzik çalan birine bir diğeri birşeyler anlatmaya çalışıyordu, buna benzer birşey bu.

1 itiraz var

Blogger gosoblongo diyor ki...

çelişkiyle ilgili diyalektik diye bişey vardı heralde gece olmazsa gündüz de olmazdı falan gibi cismin zıttı cismin varolmasını sağlayandır.
bu da öyle bişe olmuş heralde varetmesinden öte kendisi olmuş bence olamaz.sadece vareder ve soruyu bilmek cevabı bilmeye götürür.
Bence:)
itiraz ediyorum koymuşsun ben de itiraz ettim işte:))

27 Ağustos 2007 Pazartesi 01:19  

Yorum Gönder

Kapat

Perşembe, Haziran 07, 2007

Çok yorgun ve uykusuz kaldığım bir günün sonunda uykuya dalmadan az evvel,yani bilincim devre dışı kaldığında, beynimin muhtelif bölgeleri kendi aralarında en saçma ses ve görüntüleri üretebilmek için birbirleriyle adeta yarışıyorlar.Organize olsalar kim bilir ne saçmalıklar üretecekler.Buradan yola çıkarak beynimin uyku halinde normalden daha faal olduğu noktasına varıyorum ki bu hepsinden saçma geliyor.

4 itiraz var

Blogger Suleyman Ve Ben diyor ki...

Merhaba Bitkisel Hayat,

Nasilsin?

Senin post cok ilginc ve senin fikir saçma degil :)

(of course I had a really difficult time deciphering the word "saçma")...I knew the word "saç" but it turns out "saç" is a different word :)

beyin = brain
saçma = absurd
saçma geliyor = it sounds absurd, it doesn't make sense

Beyin calisiyor uykuda :) Cok dogru...

Cunku:
Linus Pauling, Nobel Prize Winner, Chemistry....

Pauling often thought about scientific questions just before he fell asleep at night :)

Senin gibi :)

Simdi hoscakal. Harika hafta sonu senin icin,

Suleyman.

08 Haziran 2007 Cuma 13:44  
Blogger Suleyman Ve Ben diyor ki...

Bitkisel Hayat,

Note:

If you are wondering; I thought the word saçma meant:

"saçma" = saç + ma = saç yok = bald

(and this is my long and fun journey of learning Turkish)...

Cheers,
Suleyman,

08 Haziran 2007 Cuma 13:49  
Blogger mysterytower diyor ki...

bence, normalden daha "fail"...

22 Haziran 2007 Cuma 16:51  
Blogger Demsi diyor ki...

Merhaba,bir gece böyle yorgun ve beynim servis dışı kalmak üzereyken gercekten bir saçmalık üretti. televizyon izliyordum ve bir anda ekrandaki vivaldi bana göz kırptı. evet gercekten sacma ve komikti. o kadar yorulmuştu ki beynim artık oyun oynuyordu.bu iyi mi kötü mü bilmem ürktüğümü itiraf etmeliyim.

28 Eylül 2007 Cuma 00:38  

Yorum Gönder

Kapat

Pazartesi, Mayıs 07, 2007

Doğum yapan bayanlar arasında enteresan bir samimiyet de doğuyor aynı zamanda.Bir taşta iki kuş yani,hem çocuk hem de yeni arkadaş.Birbirlerini hiç tanımıyorlar mesela doğumdan önce,koridorda birbirlerinin yüzüne bakmadan geçip gidiyolar hatta biri diğerine çelme takıp yere yuvarlayabilir o derece gıcık da olabilirler aynı anda .Ama sonra çocuk doğunca bütün kadınlar kanka,bunların arasında gizli bir örgütlenme mi var nedir ? Yan masadaki arkadaş mesele en yakın örnek, diğer doğum yapan arkadaşı her sabah uğruyor mesela bu arkadaşın yanına diyor ki "Oğlum kustu dün akşam", o da ona diyor ki "Benim oğlum da kakasını yaptı".Daha neler neler ? Bir şenlik havası,bir bayram sevinci Allah artırsın gözüm yok gerçekten.
Dönüşüm muhteşem olacaktı güya,Haydarpaşa'nın merdivenlerinden İstanbul'a bakar gibi bakmıştım monitöre "Ulan blogger sen mi büyüksün ben mi ?" bile demiştim.Şu halime bak!

5 itiraz var

Blogger simiole paris carnet diyor ki...

bitkisel, buraya yine kis geldi.

10 Mayıs 2007 Perşembe 01:30  
Blogger bitkisel diyor ki...

Eldivenlerinin tekini çıkartıp atanların vay haline o zaman :)

10 Mayıs 2007 Perşembe 21:53  
Blogger aslında.. diyor ki...

dönmene sevindim yazılarını merakla bekleyenlerdenim..

11 Mayıs 2007 Cuma 21:49  
Blogger indis l. diyor ki...

birkaç gün önce hastanedeydim, bir anda kendimi çocukların ve hamilelerin ortasında buluverdim. bu yazı aklıma geldi, bitkisel. "kim, kim?" diye düşünüp kafa patlatırken bir yandan da birbirlerinin adlarını bile bilmeden, doğacak bebeklerinden konuşan kadınları dinledim. hayat ne tuhaf, vapurlar filan..

17 Mayıs 2007 Perşembe 20:47  
Blogger ZAMANDAN SIZAN... diyor ki...

BENDE COCUK YAPMIS BIRI OLARAK BAZI DURUMLARIN ABARTILI OLDUGUNU DUSUNURUM..MESELA DOGAR DOGMAZ HIC GORMEDIGIN HIC ZAMAN GECIRMEDIGIN ALISAMDIGIN BIRINI NASIL SEVERSIN...BUNA KAFAM BASMIYOR VE YALAN SOYLEDIKLERINI DUSUNUYORUM...BENMI ONLARDAN FARKLIYIM HAYIR BENCE ONLAR YALANCI...NEYSE BENDE BIR VELET VAR IYIKIDE VAR AMA ONU GORUR GORMEZ SEVMEDIM AMA SIMDI HAYATIMDA KI YERI COK OZEL...

19 Mayıs 2007 Cumartesi 21:18  

Yorum Gönder

Kapat

Pazartesi, Şubat 19, 2007

Küçükken bir oyunumuz vardı.Kağıda hayali bir define haritası çizer eski görünmesi içinde buruşturur,orasını burasını yırtar,yakardık.Sonrada bu güzergah boyu birbirinden tehlikeli maceralara atılan bir grup gizem avcısı arkeoloğu oynardık.Bütün macera 10 metrekarelik misafir odasında cereyan ederdi ama hayal dünyamız yeterince genişti.Canavarlarla savaşır,etle beslenen orman sarmaşıklarıyla boğuşur,insan yiyen yerlilerle kapışırdık.Kime ait olduğunu bilmediğimiz ayak izlerini takip eder,başka definecilerin cesetleri ile karşılaşırdık.Ödümüz kopardı,görseniz sizde çok korkardınız.Oyunun en güzel yanı haritayı kolaylıkla okuyabilir,nerede karşınıza ne çıkacak bilebilirdiniz.Hazırlıklarınızıda ona göre yapar,ölmezdiniz.

Çok zaman sonra gördüm ki kaderde kocaman bir harita her ne kadar hayat oyun alanı olmasada.Haritayı okuyabilmek için pusulanızın olması şart.Olmazsa döner durur aynı yere varırsınız,farkedersiniz ki izlediğiniz ayak izleri sizin ayak izleriniz.Benim bir pusulam vardı,onu istemeden kırdım.Tuzbuz oldu.Şimdi ağaçların yosun tutan yüzeylerine bakıyor,karınca yuvalarını eşeliyorum.Kutup yıldızını bulabilmem ise tamamen bir mucize...

9 itiraz var

Blogger Erol diyor ki...

bitkisel, dostum ben şu coğrafya dersinde anlatılan yön bulma zamazingolarını bir türlü anlayamamıştım. karınca yuvalarını ben de eşelerdim fakat içinde karıncalara ait televizyon ve çekyat v.s olduğunu düşünür onları almak için eşelerdim ama hiç bişey çıkmazdı. yıkılırdım. şimdi şu yıkık halimin sebeini sorsalar karınca yuvalarının da bunda bir payı oldugu söylerim. evet.

20 Şubat 2007 Salı 10:33  
Blogger simiole paris carnet diyor ki...

Dun sabah saat 08.45'te, tek bir adet siyah deri erkek eldiveni gordum yerde,

Oglen saat 13.00 gibi, tek bir adet cocuk eldiveni gordum baska bir yerde, pembe,

Ve aksam saat 23'e gelirken, yirtik bir yun eldiven kaldirimin kenarinda.

Bitkisel, bulundugum sehire bir seyler oluyor. Anlayamiyorum. Diger teki olmayan eldivenlerle kaplaniyor sanki her yer, ne tuhaf degil mi ?

23 Şubat 2007 Cuma 14:04  
Blogger neval diyor ki...

terasta babamı çiçek sularken gizli gizli takip ederdik. dedektifçilik oynardık. o bizi görmez sanırdık.

01 Mart 2007 Perşembe 01:25  
Blogger gözlük abi diyor ki...

yönler en çok saklambaçta kaybedilirdi. kimse nereye gideceğini bilemeden koşturup dururdu. sonra sonra alışırdık, en güzel yerleri kapmayı çalışırdık. evet ama, yönlerin olduğunu bile bilmezken neden hep, zamanla aynı yere saklanırdık?

bir de ben büyüyünce yönümü saklayacaktım. ama unuttum.

10 Mart 2007 Cumartesi 21:36  
Blogger lorablood diyor ki...

"..her ne kadar hayat oyun alanı olmasada."
-da ayrı yazilmaliydi sevgili Bitkisel.

Yıldızı bulabilmeni mucize olarak dusunursen zaten bulamazsin, aklını ozgur bırakmazsan..

Bir de o canavarlar hala sizin salondadır, hayret! nasil goremiyorsun?

Akıl vermiyorum tabi ki haddime degil ama yeni bir harita yapıversen, sanki..

19 Mart 2007 Pazartesi 01:08  
Blogger juhy46 diyor ki...

belki yazdigim hikayeye bir goz atmak istersin

20 Mart 2007 Salı 18:09  
Blogger QM diyor ki...

boyle bir oyun hic duymamistim, saklambac, yakartop, el kizartmaca gibi siradan oyunlardi bizim bildiklerimiz. bizim oyunlar, senin oyun yaninda cok sonuk kalmis...upgrade gerekmis.

28 Nisan 2007 Cumartesi 04:02  
Blogger rukissy diyor ki...

bizim oyunlar1m1zda bunlar gibiydi.. hey gidi günler

simdiki çocuklar daha çok internet kafecilik oynuyo ne yaz1kki..

13 Mayıs 2007 Pazar 19:05  
Blogger gosoblongo diyor ki...

benim pusula kırılsa daha iyiydi diyorum bazen ama belki de böylesi daha ii.
her zaman kuzeyi gösteremiyo sürekli yanlış kuzeyi gösterio değişken kuzeyli bi hayat yaşar oldum.hedefe varmayı unutacak gibiyim neresi kuzey derse gerçekten öyleymiş gibi yürüyorum artık karşılaştıklarım karşılaşacak olduğum hedeften daha önemli oldu onların daha fazla yeri var artık.hatta artık hedefi istemiyorum bile hele o pusula düzelirse yanabilirim ben alıştım her gün farklı bi hedef.öylece takılıyosun.küçük şeyler büyük şeyleri görmen için gözlük oluyo sana ..
işte böyle:))

27 Ağustos 2007 Pazartesi 01:30  

Yorum Gönder

Kapat

Çarşamba, Şubat 07, 2007

Bundan onbeş sene evvel dünyayı değiştirebilirim sanırdım.Hayalperest kocaman bir çocukken,şimdi değişen herşeye direnen küçükcük bir adamım.

4 itiraz var

Blogger anil diyor ki...

Bırak dünyayı, insanın kendisini değiştirebilmesi bile büyük bir başarı... Yine de o kocaman çocuğun kalbini içimizde bir yerlerde yasatmalıyız sanırım, öyle değil mi? :)

07 Şubat 2007 Çarşamba 23:21  
Blogger aslında.. diyor ki...

bazen düşünüyorum da acaba hep cocuk kalsak daha mı ii olurdu? daha az sorumluluk,daha cok mutluluk.. bilmem,burdan ii gozukuyor, oyle deilmi?

08 Şubat 2007 Perşembe 21:00  
Blogger hiç kimse ve hiç bişey hakkında hiç bişeyler diyor ki...

katılmamak elde değil, sanırım çocuk kalmak daha güzel olurdu.. sıfır telaş, dert yok tasa yok.. en büyük sorumluluk öğretmenin verdiği 10 sayfa a yazmak olurdu..

11 Şubat 2007 Pazar 15:29  
Blogger J diyor ki...

ben de ilkokuldayken sırtımda cantamla "ahh bu dünyada benden dertlisi var mı diye" düşünürdüm.. ne salakmışım....

14 Mart 2007 Çarşamba 11:13  

Yorum Gönder

Kapat

Salı, Ocak 16, 2007

Nedir ulan bu dizilerin hali ,hepsi aşiret ağalarının,zengin iş adamlarının,doktorların,askerlerin,polislerin hatta hırsızların hayatlarını falan konu alıyor.Biz insan değil miyiz suçumuz bankacı olmak mı ? Biz sefil bankacılarında da hayatı çok zor.Valla, bir sürü çetrefilli işle uğraşıyoruz.Bizde aşık oluyoruz,bizde bunalıma giriyoruz.Bizimde hayatımız zaman zaman çok renkli,acayip espiriliz bazen.Niye bunlar görmezden geliniyor. Dizi yapımcıları nerede ? Osman Yağmurdereli çıksın açıklama yapsın.

6 itiraz var

Blogger şerbet diyor ki...

izleyici kitlesi onu istiyosa adamlarda ona göre bişeyler çekicekler. çünkü onlar da biliyolar ki onlar bunu ticaret için yapıyorlar. bizim hayatlarımız para getirse merak etme onlar sana bu sözü söyletmezler bile.- ama yine de umutlu olmak gerek. belki bizim hayatımız olmaz ama en azından aşiret filmleri çekilmez. çekilse bile daha kaliteli olur.

16 Ocak 2007 Salı 19:12  
Blogger Sulin diyor ki...

kesinlikle ve kesinlikle bankacilarin hayatlarinin ilgincligine katiliyorum. bir zamanlar bankaci olan arkdasimla gunde en az 100kez maillesirdik (abartmiyorum) gelen tipleri, calisan insanlari, sahte para cikmasini... anlatirdi bazen kopardim.. maçoluk mesleginin bile dizisini yapmislarken bankacilarinkini de yapmalilar :)

16 Ocak 2007 Salı 19:37  
Blogger unfortunately diyor ki...

sevgili bitkisel,
şunu anlamış bulunuyorum ki; dizi furyası hareketli, vurdulu-kırdılı, hop oturup hop kalkan, hatta ve hatta çok şık bir ofisi olup da o ofiste 5 dakikasını bile geçiremeyen meslek sahiplerinden daha çok hoşlanıyor.. ne yapsınlar senin benim gibi masabaşında çalışanları.. :p

21 Ocak 2007 Pazar 02:17  
Blogger Roadnottaken diyor ki...

Diziler hakkındaki yorumlarınıza aynen katılıyorum. İtiraz ettiğim nokta şu : bambaşka birşey ararken bu blog'ta buluverdim kendimi. İlgimi çekti, orayı burayı kliklemeye başladım..Bu arada yanılmıyorsam şayet, ayni binada, aynı havayı soluduğumuzu fark ettim. İtirazım da bundan ; burada bir diziye konu olabilecek ne var ? Ha, hayatımız dizi diyorsanız, o başka tabii ...

Dip not: Şu kitap okuyorMUŞ GİBİ yapanlarla ilgili tespit oldukça yerinde sanırım. Bu toplulukta ben de varım, tek farkla: Sadece toplu taşıma araçlarında ve daha ince kitaplarla :))
Sevgiler..

23 Ocak 2007 Salı 14:56  
Blogger suveyda diyor ki...

şimdi o dizilerdeki ben diyeyim hayaletler siz deyin hayal kahramanlarına ağzı açık bakan, hayran olan onca izleyici, onca kız var.
maalesef maalesef diyeyim burda.

şimdi bide bankacılar dizi çekmeye kalkarsa her bankaya gittiğimizde habire gülen bir edayla dolaşan, karizma, iki lafın arasında espiri yapan tipler bekleyecez.yazık olacak bize.bankaya gitmek benim için bu kadar zor bişeyken hele.
halbuki yapacağımız, "havalem vardır" demek ve çıkmak.

filmleriniz yok ama maşallah reklamlarınızdan geçilmiyor, daha ne olsun.bizde reklamlara inanıp aldanıyoruz, bi de filmlerle mi kandırsınlar yani.

sonuç: diğer filmlerde insanları kandırıyor.

seymen ağalar, boran ağalar, ömer ağalara mahfetti bizi.bırak bankacılar hayalimizde güzel kalsınlar:)aliler, ahmetler, mehmetler olarak kalın siz

25 Ocak 2007 Perşembe 14:55  
Blogger goku diyor ki...

Kredi kartını anladım da vadesiz mevduat hesabının kartlarından işlem ücreti almaları çok canımı sıkıyo.Cebinde 5 kart varsa yılbaşı hesabından en az 150 ytl havaya uçmuş oluyo.O ne güzel süpriz öyle :D
Ben böyle yeni yıla girişin... diyesi gelio adamın..(Yılbaşlarını sevmememin bir nedeni de budur.)
Konuyla alakasız olmasına karşın kendimi tutamadım.
Saygılar..

28 Ocak 2007 Pazar 01:07  

Yorum Gönder

Kapat

Cumartesi, Aralık 30, 2006

Umduğumuzu bulamıyoruz herzaman, üzüntümüz hep bu yüzden.Kızmıyoruz kimseye, en az diğerleri kadar kirlendik çünkü.Huzur tam arkanızda dese biri,dönün dese dönmeye dermanımız yok.Yalın ayak toprağa basmak gibisin yinede,hiçbir şeye benzetemediğim.

2 itiraz var

Blogger Skoer diyor ki...

Ne kadar az umarsak o kadar az üzülüyoruz ya da Gaia'nın da yazdığı gibi "bir şey ummaz olursan, korkmaz da olursun".

14 Ocak 2007 Pazar 14:49  
Blogger şerbet diyor ki...

gökyüzüne baktığında mutlu olan çocuklar kadar reddedilmekten korkmaksızın soruyorum.
arkadaş olalım mı?

16 Ocak 2007 Salı 14:57  

Yorum Gönder

Kapat

Çarşamba, Aralık 06, 2006

Bir tür iç savaş benimki ve yazmadığım her harf,her kelime ölü birer asker.

4 itiraz var

Blogger pembedeniz diyor ki...

Yazmak içtekini dışarıya yansıtmaktır.İçte var olanı görmek belki, belki dışa çıkış yollarını kapadığımız duygulara hayat bulmaları ıçin yol vermektir.
Ve varlığını hissettiğin ama yazmadığın her harf de olu bır askerdir(guzel)...
Nokta kadar varlığını hissettiren herşey hayat bulmalıdır.Tut kalemi ve bırak hayat bulsunlar...

07 Aralık 2006 Perşembe 22:21  
Blogger aylak adam diyor ki...

canım sıkkın. yapmak isteyip de yapamadıklarım da ölü benim.

10 Aralık 2006 Pazar 19:13  
Blogger enteldantel diyor ki...

cephaneler de bitmez zaten...

14 Aralık 2006 Perşembe 20:25  
Blogger unfortunately diyor ki...

o ölü dediğin askerler içinde kıpırdayıp duruyorlar, ellerinden geldiğince sıkıntı çektiriyorlar.. ölü olmalarına rağmen rahat vermiyorlar..

26 Aralık 2006 Salı 01:40  

Yorum Gönder

Kapat

Pazartesi, Kasım 06, 2006

Akşama kadar izlediğim şu ekrandan kafamı kaldırıp bakıyorum etrafa ben de bazen.Sanıldığı kadar kayıtsız değilim.Ben de çevremde neler olduğuna bakıyor diğer insanlar gibi bir fikir edinmeye çalışıyorum.Olan bitenin benim asosyal oluşumla bir ilgisi yok.Bu benim kendimi ifade etme biçimim sadece.Hepimizin dinlenmeye değer güzel hikayeleri vardır.Bazılarımız bunları anlatma yahut dinleme noktasında yeteneksizdir,bazılarımız da daha kendine anlatırken sıkılır hikayesinden.Durumum aşağı yukarı bu,buna rağmen beni besleyen de bu.

3 itiraz var

Blogger apeiron diyor ki...

hikaye anlatacaksa dinleyene..dinleyene degil de anlayana..? anlasa ne farkeder anlamasa..

kalsın benim içimde içim..

19 Kasım 2006 Pazar 21:10  
Blogger pembedeniz diyor ki...

Kendi hikayemizden uazak duruyor olmak değil mi bizi bizden uzaklaştıran.Kendine uzak olan herkese uzaktır, aslında aslınA da uzaktır.Aslına uzak olana hersey hep uzaktır...
Asosyallik kendinden uzak olmaktır, diğerlerinden değil.
Ve neden hep en zoru benim hikayem diye düşünürüz ki ?

07 Aralık 2006 Perşembe 22:17  
Blogger mina diyor ki...

Kendimi anlatmada beceriksizim
belki en iyisi anlatıp sonradan yanlış anlanmaktansa..

07 Eylül 2008 Pazar 17:29  

Yorum Gönder

Kapat

Salı, Ekim 31, 2006

Düşünün henüz yaşınız iki,elinizde bir örgü şişi var ve onu prize sokmakla sokmamak arasında bir seçim yapmanız gerek.Buna benzer bir seçim yaptım bugün işimle ilgili ,sanırım şişi prize sokmaya benzer bir karar vermiş oldum.Görüyorum ki seçim yapmayı öğrendikçe seçim yapmamızı daha da zorlaştıran doğal bir sistem var.Formüle edilemeyen,hepimiz için farklı işleyen,aynı girdilerle kişiye göre farklı çıktılar üreten bir sistem.

1 itiraz var

Blogger Suleyman Ve Ben diyor ki...

Merhaba Bitkisel Hayat,

Senin seçim ornek (analogy) cok ilginc ve orijinal :)

seçmek = to choose
seçim = choice / choosing

Benim favori deyim:

Hayat esittir = Secim + Secim ...

"Your life is the sum result of all the choices you make, both consciously and unconsciously.

If you can control the process of choosing, you can take control of all aspects of your life."


Iyi sanslar senin secim arkadasim,

Suleyman.

02 Kasım 2006 Perşembe 05:14  

Yorum Gönder

Kapat

Copyright©2004