Yazan: (bitkisel) | saat 11:33 İtiraz ediyorum(7)
olmuş ama bu posta hiçbir itirazımız yok efendim =)
coook uzun zaman olmus...
olmasaymışolmuşolmasın?
Merhaba Bitkisel Hayat,Cok haklisin - uzun zaman...Ben cok yeni kelimeler ogrendim Turkce'de :)Senden ne haber? Nasilsin?Yazi bekliyoruz lutfen :)Gorusuruz, Suleyman.
hadi bakalim.
nedenini bilemdiğim bir şekilde bu site bana yakın gelmişti. sonra ara sıra bakmama rağmen yeni ayzılar grmdm inşallah daha ihmal etmezsin blogunu ya da kapa gitsin işte
ee "uzun zaman" bitmedi mi? (:
Yorum Gönder
Kapat
Yazan: (bitkisel) | saat 14:08 İtiraz ediyorum(13)
ben de tam "nerelerdesin" demek için gelmiştim ki, gerek kalmadı :)ben de hiç bir zaman "büyüyünce anlarsın" cümlesiyle konuştuğum durumları anlayamadım.. anladıysam da anladığımı hissetmedim.. aradan yıllar geçmiş, konuyu hatırlayamıyorum ki anlayayım..velhasıl: hayatı da konuları da ertelememek lazım..
İşiyle eşi arasında seçim yapmak zorunda kalan birisi 10 yaşındaki bi çocuğa bunun ne kadar zor olduğu heralde anlatamaz.Mutlaka o yaştaki çocuğun aklında bişeyler oluşturur ancak bazı olaylar yaşanmadan anlaşılmaz bu bi gerçek.Askerlik yapanlarımız bilir istediğin kadar anlatanın olsun yaşaman gereken bişey olduğunu orada anlarsın ve o zaman bu söze biraz hak verirsin.tabi büyüyünce anlarsın diyerek kesip anlatmak da gerekiyor demek değil bemim söylediklerim yani konuyu ertelemene de gerek yok anlatabildiğini anlat..yaşaması gereken şeye faydalı olacaktır mutlaka :)
"Simülasyon Teorisi"nin Geleneksel - Kültürel Kökleri :)
Hayatım boyunca filozofların cevapsız soruların cevabını araması gibi bu büyüyünce anlaşıacak şeyi anlamaya çalıştım. Elime de hiç bir cevap geçmedi. Ama senin teorin beni rahatlattı, bu sıcak günde içime serin sular... Neydi ya o laf, herneyse...Güzel tesbit...
bitkisel, bi çiziktir be abi blogu, ne bileyim bi virgül yaz, üç nokta koy, ama yaz işte. sonra spamci eşşekler basmasın blogu.selamlar.
itirazım bu blogda altı aydır yazı olmamasına.
büyüdüm mü bilmiyorum ama ben de hala anlamış değilim, ne o zaman merak ettiğim şeyleri ne de şimdiki halimi. büyümek istemiyorum ben.
Yorum adı yaratıcı.Sırf "İtirazım var" demek için buradayım.Ama neye ve neden itiraz?İşte onu bilmiyom.Gözlerim dayanacağı kadar bi okuyayım da seni hele sonra veririm dilekçeyi.Bu siyah zemini neden kullanırsınız ki be çocuuum .Pıfff.Hah buldum:Bloglarda siyah zemin kullanılmasına itirazım var.Çiçekli böcekli barbi pembeli de olsun demiyorum ama neden siyah baba:?
Bitkisel yaşamla ilgili bir şey araştırırken düştü yolum buraya. Yani bitkilerle ilgili olan değil, hani ölümle anılan bitkisel yaşam. (Bu bardağın boş tarafı oldu sanırım, değiştiriyorum; hayata tutunmayla anılan bitkisel yaşam.)Yazılarınız araştırmamı epey sekteye uğrattı, dağılıp kaldım satır aralarında. Keyifle geçen okuma sürecinden sonra yazmadan edemedim; Neden daha sık yazmıyorsunuz? Sanırım uzun bir süre güncelinizi yoklayacağım.Sevgiler...
Kimsenin bi sey anladigi yok, belki cikar da birisi anlar diye boyle sacmalamaya devam ediyorlar sanki.
tam bir yıl olmuş sen yazmayalı buraya.. kumraladamavituna okuyorum zaten yine kafam bozuk.sağlıcakla
Evet bir hayli olmuş.Çok yoğun bir dönem her anlamda,kaçırdığım herşeye yetişme çabası.Sonuç başarılı mı ? Evet.Ne güzel,mutluyum lan.Ha yazdım ha yazıcam.
hobaa. sen o? sen? :se yaz o zaman artık. otobüsleri buzdolaplarını kumandaları :]]
Sanki farklı bir lisan konuşuyorlarmış gibi geliyor bazen.Boş bakıyorum yüzlerine, farkındayım ama onlar benim onları anlamadığımın ve anlıyormuş gibi yaptığımın farkında değiller.Zeki biri sayılmam ama bunu iyi beceriyorum galiba. Turnike diye bir yarışma vardı bir vakit kulaklığında bangır bangır müzik çalan birine bir diğeri birşeyler anlatmaya çalışıyordu, buna benzer birşey bu.
Yazan: (bitkisel) | saat 21:42 İtiraz ediyorum(1)
çelişkiyle ilgili diyalektik diye bişey vardı heralde gece olmazsa gündüz de olmazdı falan gibi cismin zıttı cismin varolmasını sağlayandır.bu da öyle bişe olmuş heralde varetmesinden öte kendisi olmuş bence olamaz.sadece vareder ve soruyu bilmek cevabı bilmeye götürür.Bence:) itiraz ediyorum koymuşsun ben de itiraz ettim işte:))
Yazan: (bitkisel) | saat 17:10 İtiraz ediyorum(4)
Merhaba Bitkisel Hayat, Nasilsin? Senin post cok ilginc ve senin fikir saçma degil :)(of course I had a really difficult time deciphering the word "saçma")...I knew the word "saç" but it turns out "saç" is a different word :)beyin = brainsaçma = absurdsaçma geliyor = it sounds absurd, it doesn't make senseBeyin calisiyor uykuda :) Cok dogru...Cunku: Linus Pauling, Nobel Prize Winner, Chemistry....Pauling often thought about scientific questions just before he fell asleep at night :)Senin gibi :)Simdi hoscakal. Harika hafta sonu senin icin, Suleyman.
Bitkisel Hayat, Note:If you are wondering; I thought the word saçma meant:"saçma" = saç + ma = saç yok = bald(and this is my long and fun journey of learning Turkish)...Cheers, Suleyman,
bence, normalden daha "fail"...
Merhaba,bir gece böyle yorgun ve beynim servis dışı kalmak üzereyken gercekten bir saçmalık üretti. televizyon izliyordum ve bir anda ekrandaki vivaldi bana göz kırptı. evet gercekten sacma ve komikti. o kadar yorulmuştu ki beynim artık oyun oynuyordu.bu iyi mi kötü mü bilmem ürktüğümü itiraf etmeliyim.
Yazan: (bitkisel) | saat 16:58 İtiraz ediyorum(5)
bitkisel, buraya yine kis geldi.
Eldivenlerinin tekini çıkartıp atanların vay haline o zaman :)
dönmene sevindim yazılarını merakla bekleyenlerdenim..
birkaç gün önce hastanedeydim, bir anda kendimi çocukların ve hamilelerin ortasında buluverdim. bu yazı aklıma geldi, bitkisel. "kim, kim?" diye düşünüp kafa patlatırken bir yandan da birbirlerinin adlarını bile bilmeden, doğacak bebeklerinden konuşan kadınları dinledim. hayat ne tuhaf, vapurlar filan..
BENDE COCUK YAPMIS BIRI OLARAK BAZI DURUMLARIN ABARTILI OLDUGUNU DUSUNURUM..MESELA DOGAR DOGMAZ HIC GORMEDIGIN HIC ZAMAN GECIRMEDIGIN ALISAMDIGIN BIRINI NASIL SEVERSIN...BUNA KAFAM BASMIYOR VE YALAN SOYLEDIKLERINI DUSUNUYORUM...BENMI ONLARDAN FARKLIYIM HAYIR BENCE ONLAR YALANCI...NEYSE BENDE BIR VELET VAR IYIKIDE VAR AMA ONU GORUR GORMEZ SEVMEDIM AMA SIMDI HAYATIMDA KI YERI COK OZEL...
Yazan: (bitkisel) | saat 13:03 İtiraz ediyorum(9)
bitkisel, dostum ben şu coğrafya dersinde anlatılan yön bulma zamazingolarını bir türlü anlayamamıştım. karınca yuvalarını ben de eşelerdim fakat içinde karıncalara ait televizyon ve çekyat v.s olduğunu düşünür onları almak için eşelerdim ama hiç bişey çıkmazdı. yıkılırdım. şimdi şu yıkık halimin sebeini sorsalar karınca yuvalarının da bunda bir payı oldugu söylerim. evet.
Dun sabah saat 08.45'te, tek bir adet siyah deri erkek eldiveni gordum yerde,Oglen saat 13.00 gibi, tek bir adet cocuk eldiveni gordum baska bir yerde, pembe,Ve aksam saat 23'e gelirken, yirtik bir yun eldiven kaldirimin kenarinda.Bitkisel, bulundugum sehire bir seyler oluyor. Anlayamiyorum. Diger teki olmayan eldivenlerle kaplaniyor sanki her yer, ne tuhaf degil mi ?
terasta babamı çiçek sularken gizli gizli takip ederdik. dedektifçilik oynardık. o bizi görmez sanırdık.
yönler en çok saklambaçta kaybedilirdi. kimse nereye gideceğini bilemeden koşturup dururdu. sonra sonra alışırdık, en güzel yerleri kapmayı çalışırdık. evet ama, yönlerin olduğunu bile bilmezken neden hep, zamanla aynı yere saklanırdık? bir de ben büyüyünce yönümü saklayacaktım. ama unuttum.
"..her ne kadar hayat oyun alanı olmasada."-da ayrı yazilmaliydi sevgili Bitkisel.Yıldızı bulabilmeni mucize olarak dusunursen zaten bulamazsin, aklını ozgur bırakmazsan..Bir de o canavarlar hala sizin salondadır, hayret! nasil goremiyorsun?Akıl vermiyorum tabi ki haddime degil ama yeni bir harita yapıversen, sanki..
boyle bir oyun hic duymamistim, saklambac, yakartop, el kizartmaca gibi siradan oyunlardi bizim bildiklerimiz. bizim oyunlar, senin oyun yaninda cok sonuk kalmis...upgrade gerekmis.
bizim oyunlar1m1zda bunlar gibiydi.. hey gidi günlersimdiki çocuklar daha çok internet kafecilik oynuyo ne yaz1kki..
benim pusula kırılsa daha iyiydi diyorum bazen ama belki de böylesi daha ii.her zaman kuzeyi gösteremiyo sürekli yanlış kuzeyi gösterio değişken kuzeyli bi hayat yaşar oldum.hedefe varmayı unutacak gibiyim neresi kuzey derse gerçekten öyleymiş gibi yürüyorum artık karşılaştıklarım karşılaşacak olduğum hedeften daha önemli oldu onların daha fazla yeri var artık.hatta artık hedefi istemiyorum bile hele o pusula düzelirse yanabilirim ben alıştım her gün farklı bi hedef.öylece takılıyosun.küçük şeyler büyük şeyleri görmen için gözlük oluyo sana ..işte böyle:))
Yazan: (bitkisel) | saat 22:29 İtiraz ediyorum(4)
Bırak dünyayı, insanın kendisini değiştirebilmesi bile büyük bir başarı... Yine de o kocaman çocuğun kalbini içimizde bir yerlerde yasatmalıyız sanırım, öyle değil mi? :)
bazen düşünüyorum da acaba hep cocuk kalsak daha mı ii olurdu? daha az sorumluluk,daha cok mutluluk.. bilmem,burdan ii gozukuyor, oyle deilmi?
katılmamak elde değil, sanırım çocuk kalmak daha güzel olurdu.. sıfır telaş, dert yok tasa yok.. en büyük sorumluluk öğretmenin verdiği 10 sayfa a yazmak olurdu..
ben de ilkokuldayken sırtımda cantamla "ahh bu dünyada benden dertlisi var mı diye" düşünürdüm.. ne salakmışım....
Yazan: (bitkisel) | saat 16:33 İtiraz ediyorum(6)
izleyici kitlesi onu istiyosa adamlarda ona göre bişeyler çekicekler. çünkü onlar da biliyolar ki onlar bunu ticaret için yapıyorlar. bizim hayatlarımız para getirse merak etme onlar sana bu sözü söyletmezler bile.- ama yine de umutlu olmak gerek. belki bizim hayatımız olmaz ama en azından aşiret filmleri çekilmez. çekilse bile daha kaliteli olur.
kesinlikle ve kesinlikle bankacilarin hayatlarinin ilgincligine katiliyorum. bir zamanlar bankaci olan arkdasimla gunde en az 100kez maillesirdik (abartmiyorum) gelen tipleri, calisan insanlari, sahte para cikmasini... anlatirdi bazen kopardim.. maçoluk mesleginin bile dizisini yapmislarken bankacilarinkini de yapmalilar :)
sevgili bitkisel, şunu anlamış bulunuyorum ki; dizi furyası hareketli, vurdulu-kırdılı, hop oturup hop kalkan, hatta ve hatta çok şık bir ofisi olup da o ofiste 5 dakikasını bile geçiremeyen meslek sahiplerinden daha çok hoşlanıyor.. ne yapsınlar senin benim gibi masabaşında çalışanları.. :p
Diziler hakkındaki yorumlarınıza aynen katılıyorum. İtiraz ettiğim nokta şu : bambaşka birşey ararken bu blog'ta buluverdim kendimi. İlgimi çekti, orayı burayı kliklemeye başladım..Bu arada yanılmıyorsam şayet, ayni binada, aynı havayı soluduğumuzu fark ettim. İtirazım da bundan ; burada bir diziye konu olabilecek ne var ? Ha, hayatımız dizi diyorsanız, o başka tabii ... Dip not: Şu kitap okuyorMUŞ GİBİ yapanlarla ilgili tespit oldukça yerinde sanırım. Bu toplulukta ben de varım, tek farkla: Sadece toplu taşıma araçlarında ve daha ince kitaplarla :))Sevgiler..
şimdi o dizilerdeki ben diyeyim hayaletler siz deyin hayal kahramanlarına ağzı açık bakan, hayran olan onca izleyici, onca kız var.maalesef maalesef diyeyim burda.şimdi bide bankacılar dizi çekmeye kalkarsa her bankaya gittiğimizde habire gülen bir edayla dolaşan, karizma, iki lafın arasında espiri yapan tipler bekleyecez.yazık olacak bize.bankaya gitmek benim için bu kadar zor bişeyken hele.halbuki yapacağımız, "havalem vardır" demek ve çıkmak.filmleriniz yok ama maşallah reklamlarınızdan geçilmiyor, daha ne olsun.bizde reklamlara inanıp aldanıyoruz, bi de filmlerle mi kandırsınlar yani.sonuç: diğer filmlerde insanları kandırıyor.seymen ağalar, boran ağalar, ömer ağalara mahfetti bizi.bırak bankacılar hayalimizde güzel kalsınlar:)aliler, ahmetler, mehmetler olarak kalın siz
Kredi kartını anladım da vadesiz mevduat hesabının kartlarından işlem ücreti almaları çok canımı sıkıyo.Cebinde 5 kart varsa yılbaşı hesabından en az 150 ytl havaya uçmuş oluyo.O ne güzel süpriz öyle :D Ben böyle yeni yıla girişin... diyesi gelio adamın..(Yılbaşlarını sevmememin bir nedeni de budur.)Konuyla alakasız olmasına karşın kendimi tutamadım.Saygılar..
Yazan: (bitkisel) | saat 04:31 İtiraz ediyorum(2)
Ne kadar az umarsak o kadar az üzülüyoruz ya da Gaia'nın da yazdığı gibi "bir şey ummaz olursan, korkmaz da olursun".
gökyüzüne baktığında mutlu olan çocuklar kadar reddedilmekten korkmaksızın soruyorum.arkadaş olalım mı?
Yazan: (bitkisel) | saat 02:02 İtiraz ediyorum(4)
Yazmak içtekini dışarıya yansıtmaktır.İçte var olanı görmek belki, belki dışa çıkış yollarını kapadığımız duygulara hayat bulmaları ıçin yol vermektir.Ve varlığını hissettiğin ama yazmadığın her harf de olu bır askerdir(guzel)...Nokta kadar varlığını hissettiren herşey hayat bulmalıdır.Tut kalemi ve bırak hayat bulsunlar...
canım sıkkın. yapmak isteyip de yapamadıklarım da ölü benim.
cephaneler de bitmez zaten...
o ölü dediğin askerler içinde kıpırdayıp duruyorlar, ellerinden geldiğince sıkıntı çektiriyorlar.. ölü olmalarına rağmen rahat vermiyorlar..
Yazan: (bitkisel) | saat 16:32 İtiraz ediyorum(3)
hikaye anlatacaksa dinleyene..dinleyene degil de anlayana..? anlasa ne farkeder anlamasa..kalsın benim içimde içim..
Kendi hikayemizden uazak duruyor olmak değil mi bizi bizden uzaklaştıran.Kendine uzak olan herkese uzaktır, aslında aslınA da uzaktır.Aslına uzak olana hersey hep uzaktır...Asosyallik kendinden uzak olmaktır, diğerlerinden değil.Ve neden hep en zoru benim hikayem diye düşünürüz ki ?
Kendimi anlatmada beceriksizim belki en iyisi anlatıp sonradan yanlış anlanmaktansa..
Yazan: (bitkisel) | saat 13:47 İtiraz ediyorum(1)
Merhaba Bitkisel Hayat, Senin seçim ornek (analogy) cok ilginc ve orijinal :)seçmek = to chooseseçim = choice / choosingBenim favori deyim:Hayat esittir = Secim + Secim ..."Your life is the sum result of all the choices you make, both consciously and unconsciously. If you can control the process of choosing, you can take control of all aspects of your life."Iyi sanslar senin secim arkadasim, Suleyman.